sagfoto.jpg
Biz Kimiz, Hakkımızda Fotoğraf, Fotoğrafçılık Dağcılık Doğa Yürüyüşleri, Trekking, Gezi Doğa, Çocuk ve Doğa, Ağaç Türleri, Böcekler ve Bitkiler Bisiklet, Parkurlar, Yazılar, Anılar Sponsorlar İletişim

Çocuğumla Doğadayız Çocuğumla Doğadayız

E-Posta:


   


Ana Sayfa > Dağcılık > Kaza Raporları



Batıl İnançlının Ta Kendisiyim

Dağcılık Kazaları ve Ölümler Üzerine - Candace Horgan

ch1.jpg

Korkularımla boğuşuyorum

“Of, ya” dedi Elliott. Pazartesi sabahıydı, ve onu Denver’daki I-25 otoyolundan işe yetiştiriyordum. Trafik genelde berbat olduğundan, gazeteyi yanına almıştı.

“Dağcı düşerek öldü” diye okudu. “Pazar günü, Rocky Dağları Milli Parkındaki Glacier Gorge bölgesinde buz tırmanışı yaparken düşen 37 yaşındaki dağcı ağır yaralanarak öldü. İki dağcı olaya tanık oldu ve yardım getirmek için yürüyüşe geçtiler. Kurtarma ekibi öğleden sonranın başlarında kazazedeye ulaşti… Kötü hava helikopterle tahliyeye engel oldu. Kurtarma ekibinin 6 km sedyede taşıdığı dağcı yolda can verdi.”

Hemen bu rotayı hafızamdaki “bir müddet girişmeyeceğim rotalar” listesine ekledim. Bana batıl inançlı diyebilirsiniz: Evet öyleyim. İçime doğan şu ki, dağcıların öldükleri yerleri sık sık ziyaret ettiklerini hissediyorum. Mantıken, bu fikrimi saçma buluyorum. Himalaya ana kampındaki iki dağcının hikayesini hala hatırlarım, çadırlarının etrafında dönen ayak sesleri duyuyorlar, orada bulunan sadece iki kişi olmalarına rağmen. Daha sonra keşfediyorlar ki aynı zirvede geçen sene bir dağcı telef olmuştu.

Bir hayaletin varlığını hissettiğimi söyleyemem, ama bir kaza mahallinin yakınlarında kötü şeyler hissediyorum. Elbette ilginç bir tecrübe, bu hislere orada daha önceden kaza olduğunu bilmediğim halde mi kapılıyorum, yoksa bunu bilmek mi sebep oluyor? Büyük ihtimal ikincisi.

Bazı dağcılık ölümleri ve kötü kazalar, öleni yada partnerini tanımadığım halde yada kaza mahallinin yakınlarında hiçbir şekilde bulunmamama rağmen duygularımı çimdiriyor. Kevin Bein’in Matterhorn’daki ölümcül düşüşünü okuduğum zaman da beni bu şekilde vurmuştu, en çok da partneri ve eşi Barbara Devine’nin fırtınanın içinde aşağı inerken neler hissettiğini kafamda canlandırmamdan kaynaklanıyor.

Glacıer Gorge kazasını öğrenmemin bir hafta ardından, All Mixed Up kazası kurbanıyla sıklıkla tırmanan o bölgeden birisiyle tanıştım. İnce bir buz slabını lider çıktıktan sonra, bazı zorlu değişik mix rotaları toprope çıktı. Partnerinin ölümünden çok kısa süre sonra tekrar tırmanması beni şaşırttı. O akşamın sonlarında, dağcıların ölümle farklı yollarla başa çıktıkları fikrini derinlemesine düşündüm.

1997’nin ilkbaharına geri dönüyoruz. Elliott ve ben, 7 yaşındaki kızımızı alıp ilk defa dışarıda kaya tırmanışına gitmeye karar verdik. Bir çok kez bizimle birlikte yapay antrenman duvarında tırmanmıştı ve dışarıdaki bir rotayı denemek istiyordu. Whale’s Tale’in doğu yüzünü tırmanmak için Eldorado Kanyonuna arabamızı sürdük, nadiren 5.2’lik yeri olan çoğu dört derecelik iki ip boyluk bir rota. İlk ip boyunu bir ağaca kadar lider çıktım, ve ikisini de yanıma aldım. İkinci ip boyunu çıkmak için malzemeleri ayarlarken, kanyona bir göz gezdirdim. Güzel bir bahar günü alışılageldiği gibi, her yer tırmanıcılarla doluydu. Bastille’deki, Red Garden Wall’daki ve Wind Tower’daki ekipleri gösterdim, Elizabeth’e gülümsedim ve sıradaki ip boyuna başladım. Yüzey basit olduğundan hızlı hareket ettim ve hiç malzeme yerleştirmedim.

IMG_5697sbsm.jpg

İstasyondan yaklaşık 25 mt yukarıda, birilerinin “Düşüyor!” diye bağırışını ve gürültülü bir çarpma sesi duydum. Wind Tower’a bir an baktım ve korku her tarafımı sardı. Birisi Calypso’nun ilk ip boyunun en üstünden düşmüştü. Ya emniyetçiye kadar düşmüştü, ya da birkaç parça malzeme tutmuştu onu çünkü 10 mt. kadar düşmüştü. Tepetaklak asılı kalmıştı ve hareket etmiyordu. Wind Tower’ın tabanındaki tırmanıcılar diğerleri yardıma koşarken, ona ulaşmak içın çabucak tırmandı. Derin bir nefes aldım, buradan yapabilecek hiçbir şeyim olmadığını anladım, ve tırmanışa devam ettim. Pratik olarak gördügüm ilk çatlağa atladım ve iki çok sağlam yaylı takoz yerleştirerek ipimi geçirdim, ardından devam ettim. Aşağıda durdukları yerde, Elizabeth ve Elliott Wind Tower’daki hareketliliği seyrediyorlardı.

“İyi olacak mı, babacığım?” diye sordu. “Pek sanmıyorum, ufaklık” diye cevapladı. Tırmanıcı hala hareket etmemişti. Rotanın tepesine ulaştım ve istasyonu kurdum. Elliott ve Elizabeth eşzamanlı olarak tırmandılar, böylece Elliott hem güven verip rahatlatıyordu hem de ihtiyacı olunca destek oluyordu Elizabeth’e. Tırmandığımız yüzün tepesinden, batı yüzündeki sabit istasyonlara doğru aşağı tırmandılar. Hızlıca emniyet pozisyonuna geçtim ve onları rotanın tabanına indirdim. Elizabeth aşağı indirilmeyi çok korkutucu buldu, ve sadece babasının varlığı onu yatıştırdı. İple yanlarına indim ve ipi topladım. Ardından doğu yüzünün tabanındaki çantalarımızı aldık. Bir cesedi aşağı indirirlerken Elizabeth’in görmesi riskini almak istemedim, bu yüzden arabaya doğru acele ettik. South Boulder Creek’den geçerken, ardımızdaki Calypso’ya bir göz attım ve arama kurtarmacıların yaralı tırmanıcıyı (daha sonra öğrendiğime göre ölümlü bir kazaydı) bir sedyeye yerleştirdiklerini gördüm ve onu aşağı indiriyorlardı. Pek çok acil durum aracı aşağıdaki yolda bekliyordu ve bir seyirci kalabalığı toplanmıştı.

Elizabeth, bir çocuğun dikkati çerçevesince, acil durum araçlarını uzun adımlarla geçti. Eve dönüş yolunda arabadayken, kazayı ve iple indirilirken yaşadığı korkuyu unutmuş görünüyordu. “Bu eğlenceliydi” dedi, Elliott ve ben birbirimize baktık bir an, kazanın günün odak noktası olmayışı gönlümüzü ferahlatmıştı. Yazın sonlarında, Elizabeth 3 ip boyluk ve 5.4’lük Lumpy Ridge rotasında bizi takip etti, aşağı iniş patikasında kendini taşıyamayacak kadar çok yorulmasına rağmen tırmanışı sevmişti. Onu Eldorado’ya geri götürebileceğimize emindim, fakat belki kazayı hatırlayacaktı. Ben de yarattığı duygusal darbeyi yaşamayacaktı. Gerçekten, Calypso’yu büyük ihtimalle hiç zorlanmadan tırmanabilirdi.

IMG_5714-sm.jpg



Öte yandan ben, o zamandan beri Calypso’ya bulaşmadım. Bu rotada başka kazalar görmüş olsam da, daha önce onu yarım düzine kere tırmanmış olsam da, rotayı tekrar tırmanma düşüncesi beni huzursuz ediyordu.

Yıllar itibariyle, ölümlerin yada kazaların yaşandığı rotalar hakkındaki batıl inançlarım tırmanışımı değişik yollardan etkiledi. Bir kazaya yada ölüme tanık olduktan yada olayı duyduktan sonra, bir süre bu rotadan uzak duruyordum, en azından 6 aylığına. Bir keresinde bu kuralımı bozdum, birisinin ikinci ip boyundan aşağı indirildiğini gördükten 1 ay sonra Werk Supp’ı tırmanırken kendimi yarım yamalak ve noksan hissettim. Kilit ip boyunda artçı gelmeme rağmen, ellerim terledi, konsantre olamadım ve başka bir yerde olmak istedim.

Belki de hiçbir tırmanış beni Breckenridge, Colorado yakınlarındaki Mount Lincoln’de buzdan düşüş kadar derin etkilememiştir. Beş yıl önce, New York şehrinde yaşıyordum ve her gün Colorado’ya nasıl taşınırımın planlarını yapıyordum. Taşınmadan birkaç ay önce, bir tanıdığımın nişanlısı Mount Lincoln’de düşerek öldü. Kadın, haberini New York’dan ayrılacağı ve ona Colorado’da katılacağı gün almıştı.

Nişanlısının yakın bir arkadaşının, ölüm haberini aldıktan sonra antrenman salonuna gitmesine gösterdiği öfkeli tepkiyi hatırlıyorum. Onun vurdumduymaz bir pislik olduğunu düşünmüştü, ama merak ediyorum belki de arkadaşının hatırasına tırmanış sayesinde daha çok bağlı kalabildiğini hissediyordur.

Takip eden Kasım ayında, Mount Lincoln’e ve ilk defa olarak kaza mahalline gittim. Montgomery Reservoir’e giden toprak yolda partnerim kamyonetini yol kenarındaki bir hendeğe düşürdü, kürekleyerek çıkarmak için saatlerce uğraşmak gerekiyordu. Uğursuz başlangıca rağmen, hala tırmanışa gitmek istiyordu. Sonra, ikinci ip boyunu lider çıkarken düştü. Bütün gün boyunca sıkıntılıydım, kamyonetin aksiliğiyle başladı ve onun düşüşünü gördüm – hayatımda ilk defa birisinin buzda düşüşünü görüyordum – kötü bir günü daha da berbat hale getirdi. O ölüm, dağa yaklaşmamızdan itibaren aklımdan çıkmamıştı, ve olabildiğince kısa zamanda oradan ayrılmak istiyordum. Rotanın tepesinden aşağı yürüdük. Geçen seneki dağcının düştüğü yerden geçerken soğuk bir ürpertinin içimi titrettiğini hissettim.

Beş yıl sonra, hala aynı tepkiyi gösteriyordum. Onun düştüğü 15mt. lik sütunun tepesindeki buzu geçerken kaymamak için daima aşırı dikkatliydim. Ve bu noktadayken, buralara gelmemek için sebepler uydursam dahi Lincoln’de çok garip şeyler olduğunu biliyordum. Benim partnerim iki hafta sonra orada ikinci bir düşüşle kendisini epey korkuttu. Takip eden yılda, tanıdığım biri, bir solo tırmanıcının ana vadiye 65mt. lık düşüşüne tanık oldu. Son düşüşte, Lincoln’de birlikte olduğum birisi, tabandaki buzlu bir bölgeden kayarak hızlıca çarşağa doğru uçtu. Tam çarpmadan önce, bir parça dala tutunmayı becererek kendisini durdurabildi.

Son birkaç yıldır, kızımla daha da yakınlaştıkça, tırmanışa olan yaklaşımım değişti, ve en azından tanık olduğum kazalar ve ölümlerle ilgili olan kısmı – ve tabi ki, can sıkıcı batıl inançlarım da.

Geçen baharda, Elliott ve ben Denali’ye gideceğimiz zaman, Elizabeth ölebileceğimizle ilgili endişelenmiyordu, ama dört hafta boyunca bizden haber alamayacağı içın üzgündü. Laptopumu yanıma almamı istedi ve böylece birbirimize eposta atabilecektik. En az bir keresinde, tırmanışa ara vermek üzerine düşündüm. Mahvolmuş gibi hissediyordum ve pek çoğuna şahit olduktan ve haberini duyduktan sonra bir kazaya karışırsam diye tereddüt ediyordum. Belki tırmanıştan bir süre uzak kalırsam tutkumu yeniden alevlendiririm diye düşünüyordum. Sonra Elizabeth’i düşündüm. Onun istasyonlardaki gülümseyişini anımsadım, zirveye varışında yaşadığı zevki, ve sevdiği iki insanla yukarı hareket ederken aldığı keyfi.. Benzer duygular beni tırmanışa ilk başladığım zamanlarda çeken şeylerdi.

Dört yıl evvel, Mark Twight’in dia gösterilerinin birinde, sunumunu tanıdığı ve ölmüş olan dağcıların listesi ile bitirdiğinde şok olmuştum. Başlığı şöyleydi: “To be continued… - devam edecek… Şimdi anlıyorum ki oldukça dürüsttü. Batıl inançlarım – ve kederlerim – kolayca anlatamayacağım biçimde etkilemişti beni, kontrolü kendi haline bıraktım. I-25’de araba kullanırken trafik kazaları hakkında düşünmüyorum, peki neden belirli tırmanışlar için böyle hissediyorum. Bilmiyorum. Ama omzumun üstünden bir tutam tuz atmaya ve merdiven altından geçmemeye devam edeceğim ve arkadaşıma diyeceğim gelecek hafta sonu Mount Lincoln’e gidemem çünkü dişçiyle randevum var.

Candace Horgan serbest bir yazar olarak Denver’da yaşamaktadır.. Çok sağlam bir buz tırmanışı geleneği vardır ve geri kalan çok az boş zamanını da doğaçlama çalan gruplarla konserlerde harcamaktadır.

Çev: Demir Aydemir - demiraydemir05+gmail.com

Climbing No.187 – Aug 1999




Share