foto16.jpg
Biz Kimiz, Hakkımızda Fotoğraf, Fotoğrafçılık Dağcılık Doğa Yürüyüşleri, Trekking, Gezi Doğa, Çocuk ve Doğa, Ağaç Türleri, Böcekler ve Bitkiler Bisiklet, Parkurlar, Yazılar, Anılar Sponsorlar İletişim

Çocuğumla Doğadayız Çocuğumla Doğadayız

E-Posta:


   


Ana Sayfa > Dağcılık > Faaliyet Raporları



Erciyes Tırmanışı

Deniz Tokay - DDDSK - 15-16 Ağutos 2009

 

IMG_2515y.jpg

Erciyes Ağustos 2008

erciyes_dddsk_tokay_07.jpg

Erciyes Ağustos 2009


Cengiz Taçyıldız, Sadi Tanrısever, Murat Çağlayan, Şamil Demirel, Ersin Elmas, Deniz Tokay

Cuma akşamı Ankara'dan 6 kişilik DDDSK sporcu ekibiyle yola çıktık. Sabah 5:30 sularında Erciyes otogarına ulaştık. Çantaları yüklenip soluğu terminal içindeki bir çorbacıda aldık.  Kahvaltı sonrası bizi develi minibüslerine götürecek servise bindik. 6 kişilik bir ekip olarak çantalarımızla birlikte çok fazla yer kaplıyorduk , zaten yarı yarıya dolu minibüse sığamadık. Neyseki develiye boş gitmesi gereken bir servis varmış ve biz de ona bindik. Yolda ekmek almak için biraz oyalandık. Dağ evinde indik ve Jandarma'ya tırmanış için bilgi verdikten sonra Erciyes Kayak Merkezi'ne gittik. Telesiyej sabahın erken saatlerinde henüz çalışmaya başlamamıştı, bizde kayak merkezinde biraz dinlendik, hava güneşli ve açıktı, hafifçe serin salonda güneşe sırtımı verip biraz kestirdim. Tırmanış defterine isimlerimizi yazdık. Dönüp sürekli rotamıza bakıyorduk, geçen seneye göre daha fazla kar vardı, erimemişti. 

 

erciyes_dddsk_tokay_01_s.jpg
erciyes_dddsk_tokay_02.jpg
erciyes_dddsk_tokay_03.jpg

erciyes_dddsk_tokay_04.jpg
erciyes_dddsk_tokay_05.jpg
erciyes_dddsk_tokay_06.jpg

Telesiyej çalışmaya başladığında ikişer kişi çantalarımızla birlikte bindik. Yükseldikçe rüzgar ve soğuk hava kendini ciddi şekilde hissettirmeye başladı. Eldiven, rüzgarlık bere ne varsa giydik ve çantaları rüzgara karşı siper yapıp oturduk . Dağ havasına göre tedbirli giyinmiştik. Ağustos ayına aldanıp yaz kıyafetleri ile gelenlere telesiyej merkezinden montlar veriyorlardı, hepsi aynı ölçü montlar bazısına oluyor bazılarının üstünde kocaman komik bir şekilde duruyordu, gerçi bu yükseklikte üşüyen birinin moda düşünecek hali de yok herhalde :). İki etaptan oluşan telesiyej hattını bitirdik , seyir esnasında Erciyes'i ve altımızda koşuşan gelengileri seyretmek güzeldi. Meraklı ve komik hayvanlar, kimler gelmiş diye bakıp durdurlar. Telesiyej sonrası az bir yürüyüşle daha çok sırt rotası için kullanılan birinci kamp alanına ulaştık. Buradan bir müddet yolu takip edip , yolun bitiminde DSİ su kanalına doğru tırmandık. Sonraki yürüyüşümüz su kanalı üzerinden rahat bir şekilde devam etti.  Yolda bir sürüye rastladık, çoban ile selamlaşık, köpek emniyetini de sağladıktan sonra, sürünün arasından yolumuza devam ettik. Kanal betonları üzerinden yürüyüş, tırmanışı nispeten kolaylaştırıyor. Sırtımızda kamp yüklerimizle ağır ağır ilerliyoruz ara da bir de rotalarında bu sene kalmış karlarıyla heybetli bir şekilde karşımızda duran Erciyes'e bakıyoruz.  Üçker Buzul Çanağına doğru ilerlerken Erciyes kollarını açmış ve devasa bir şekilde etrafımızı sarıyor. Kanalı takip ederken sağlı sollu uygun kamp alanları var, suyu da kanaldan temin etmek mümkün. Biz kanal sonundaki kamp alanını hedefliyor ve devam ediyoruz. Birkaç dik tırmanıştan sonra 3100 metredeki kamp alanına ulaşıyoruz.

Çadırları kurup, ocağımızı yakıyoruz. Benzin ocağı, meşhur Msr horuldamaya başlıyor. Suyu kaynatıp çayımızı demliyoruz, sonrasında yemek faslı ve dinlenme var. Ocak hiç susmuyor, sıcak su bitiyor yenisini kaynatıyoruz, bolca sıvı alıyoruz. Bir ara Sadi Abi kamp alanının hemen yanındaki büyük bir kayaya doğru ilerliyor, ben de arkasından onu takip ediyorum. Dev kayanın üstünde onun büyüklük ve kabalığına inat bulduğu bir çatlağa yerleşmiş küçük bir çiçekle kayanın üstünde oturuyoruz. Yüzümüzü Erciyes'e dönüp rotamızı inceliyoruz.  Biraz sonra diğer arkadaşlarda, kaya büyük, yer çok deyip yanımıza geliyorlar, Şamil termosu ve bardakları da kapıp gelince sohbet koyulaşıyor. :) Ekip koca kayanın tepesinde. En güzel çay, Erciyes'ten kopmuş kayanın üstünde içilen çay oluyor şimdi. Kendimize harika bir aklimitizasyon yöntemi bulunca, yanında sohbetle birlikte bir hayli vakit geçiriyoruz burada. Bir ara çadırlarımızın yanından geçen sürünün çobanı da çay hazır mı diye bağırınca o da katılıyor aramıza. Hatta hemen ocağın yanında bıraktığımız son susamlı çubukları da üç çoban köpeği aralarında paylaşıyorlar. Gitti bizim çubuklar derken,  çaylarımızı yudumluyoruz, onlarda üstüne bizim yerimize kanaldan buz gibi soğuk su içiyorlar. 

 

erciyes_dddsk_tokay_08.jpg
erciyes_dddsk_tacyildiz_01.jpg
erciyes_dddsk_tokay_09.jpg

erciyes_dddsk_tacyildiz_02.jpg
erciyes_dddsk_tacyildiz_03.jpg
erciyes_dddsk_tokay_10.jpg

Rotadaki kar bizi düşündürüyor, yanımızda teknik malzeme yok. Geçen sene sadece hörgüç kayanın altında az bir bölgede kar vardı, bu sene rotalar hep kar dolu . Eğimin arttığı noktada eğer bir düşüş yaşarsak tehlikeli olabilir. Bu sebeple ertesi sabah rotadaki karın ve ekibin durumuna bakıp karar vereceğiz. Tırmanışı rotanın başında kesebiliriz belki. Konuşmalar ve düşünceler bu doğrultuda devam ediyor. Ekip liderimiz Cengiz Taçyıldız haklı olarak riske girmek istemiyor. Bolca ye, iç yat ile akşamı ediyoruz, güneş batarken bir ara Şamil'i uzakta başka bir kayanın tepesinde görüyorum, yanına gidiyorum, açıkçası güzel bir zamanda tam yerine gelmiş, Erciyes'in gölgesi doğuya düşüyor. Dağın gölgesini dağın eteklerinde seyrediyoruz bir müddet. Gün batınca rüzgarında etkisiyle ısı iyice düşüyor. Kamp alanına akşam saatlerinde başka tırmanış ekipleri de geliyor. Akşam yemeği ve sıcak sıvı alımından sonra yavaş yavaş çadırlara çekiliyoruz, dışarısı durulacak gibi değil, rüzgarlı ve soğuk. En iyisi tulumlara girip sıcak bir uyku çekmek.

Gece bir ara bunalıp kendimi atıyorum çadırdan. Çiçek molası ve yıldızlar çok güzel, soğuk ama şimdi kim gidecek çadıra, acaba birini uyandırsamda, sabaha kadar şurada otursak mı. Tabi ki hayır :),  tırıs tırıs yine çadıra dönüyorum.  Sadi Abi'nin tulum kocaman,  birazı da benim üstümde ikisi birlikte sıcak bir uyku sağlıyor bana. Zaman zaman dışarıdaki rüzgarın sesi duyuluyor. Sabaha karşı diğer ekiplerin seslerine uyanıyorum, dünkü konuşmamız doğrultusunda teknik malzememiz olmadığı için kalkışı biraz erteliyoruz. Tırmanışı rotanın altına vardığımızda karın durumu belirleyecek. Biraz daha çadırda uyukluyorum. Sonra doğu ufkundaki kızıllığının çekiciliği ile kalkıp çıkıyorum çadırdan. Homurtunun sıcak bir çağrı yapması için ocağı ateşliyorum. Sıcak bir tulumdan sanırım dışarıda sıcak sürprizleri çağrıştıran bu ocak homurtusu için çıkılır. :) Yavaş yavaş herkes kalkıyor. Çay da neredeyse hazır, patates püresi ve peynirde var yanında. Erciyes kızıla dönmeye başladı, güneş doğu yüzüne vuruyor. Erciyes biraz sonra konuşmaya ve şeytan boğazına taşları bırakmaya başlar.

 

erciyes_dddsk_tokay_11.jpg
erciyes_dddsk_tacyildiz_05.jpg
erciyes_dddsk_tacyildiz_04.jpg

Kahvaltı sonrası, son hazırlıkları yapıp, yola çıkıyoruz, gece ısı sıfırın altına düşmüş olmalı, küçük su birikintileri ve akıntılar donmuş. Biz bastıkça çıtırtılar duyuluyor. Şeytan Boğazı ve Sol Kulvar rotasını hedefleyip yükseliyoruz. Şeytan Boğazı altında mola veriyoruz, teknik malzemelerimiz olmadığı için ekibi riske sokmuyoruz ve dönüş kararı alıyoruz. Buraya kadar gelip, kamp yapıp dönmek kolay değil ama bu durumda çıkış da oldukça riskli. Bir dahaki sefere deyip kampa doğru alçalıyoruz, dönüp çadırları topluyor ve telesiyejlere doğru inişe geçiyoruz, telesiyej ile kayak merkezine ulaşıp, develi minibüsleri ile Kayseri'ye dönüyoruz. Biletlerimizi gece dönüşü için almıştık şimdi tırmanış planı değişince erkenden şehirdeyiz, otobüslerde daha erkene yer yok. Biz de geceye kadar şehirde tur atıyoruz ve etkinliği bir kültür turuna dönüştürüyoruz. :) Bir ara alışveriş merkezlerine uğrasak da bize göre olmadığını görüp kendimizi park, bahçe ve ağaç gölgesine atıyoruz. Şehirde yemekle, gezintiyle vakit geçirip akşam otobüslerimizle Ankara'ya dönüyoruz.



Deniz Tokay 2009 - deniztokay@gmail.com

 




Share