foto9.jpg
Biz Kimiz, Hakkımızda Fotoğraf, Fotoğrafçılık Dağcılık Doğa Yürüyüşleri, Trekking, Gezi Doğa, Çocuk ve Doğa, Ağaç Türleri, Böcekler ve Bitkiler Bisiklet, Parkurlar, Yazılar, Anılar Sponsorlar İletişim

Çocuğumla Doğadayız Çocuğumla Doğadayız

E-Posta:


   


Ana Sayfa > Dağcılık > Yazılar



Uluslararası Likya Macera Yarışı Raporu

21- 22 Haziran 2009 - Fırat Kara

likya6.jpg

FETHİYE'YE GİDİŞ


Mars Athletic Club'un desteğiyle Likya Macera Yarışı'na katılmaya karar verdik. Yarışmaya Fırat Kara ve Ferhat Demirci MAC Extreme Team adıyla katıldık.


9.5 saatlik bir otobüs yolculuğunun ardından yarışın başlayacağı Cumartesi günü sabahı Fethiye'ye indik. Hemen birşeyler atıştırarak saat 10 sularında yarışmanın toplantı merkezi olan Kayaköy'deki Han Kamping'e ulaştık. Toplantı alanına gelen son takım bizdik. Diğer takımlar bir gün önce gelerek hazırlıklarını yapmışlardı. Saat 11'deki teknik toplantı zamanına kadar üzerimizi değiştik, bisikletlerimizi seçtik. Bisikletlere takım numaralarımızı taktık.  Ankara takımı olarak yarışma numaramızın 6 olması güzel ve hoş bir tesadüftü. Zamanımız olmadığı için bisikletlerin kontrolünü ve diğer hazırlıklarımızı tam olarak gerçekleştiremedik. 11'de teknik toplantı öncesinde bisikletleri yarışma komitesine teslim ettik.  Bisikletler kamyona yüklenerek başlangıç noktasına götürüldü.

 

likya1.jpg
likya2.jpg
likya3.jpg
likya4.jpg

likya5.jpg
likya7.jpg

TEKNİK TOPLANTI


Teknik toplantıda yarışmanın kuralları, arazi şartları, kontrol noktaları, hakemlerin kontrol kartlarını imzalaması ve yarışın genel kuralları anlatıldı. Kontrol kartları ve yarışma haritaları dağıtıldı. Harita, parçalar halinde verildiği için boşluklarının kesilmesi ve birleştirmek için yapıştırılması biraz zaman aldı. Kontrol noktalarının koordinatları başka bir kağıtla bilgi olarak verildi. Grid koordinatlarından hedefleri tek tek işaretlemeye başladık. Ancak zamanımız yetmediği için işaretleme yarım kaldı. 


BAŞLAMA NOKTASINA HAREKET


Neyse yarışa dönelim. Başlangıç noktasına geldiğimizde güzel bir çıkış yeri hazırlandığını gördük. Sponsor Red Bull'un Hummer'ından yapılan müzik yayını da başlangıç noktasında bir şölen havası yaratıyordu. İnsanlarda çıkışı izlemek için o noktada toplanmıştı. Diğer takımlar hazırlıklarını tamamlamıştı ancak biz yarışma günü Fethiye'ye ulaştığımız için "Göç yolda düzelir" hesabıyla eksiklerimizi yarışmanın etaplarında tamamlamaya karar vermiştik. Ayrıca biz otobüsten indiğimiz gibi kendimizi bu hızlı sürecin içinde bulduğumuz için yemek sorununu da çözememiştik. Yani yarışa biraz aç başladık.

               
YARIŞ BAŞLIYOR


Son hazırlıklarımızı yaptık ve hemen yarış başladı. Tüm yarışmacılar toplu çıkış yaptı. Bisiklete ve vites sistemine acemi olduğum ve test etme olanağı bulamadığım için yarış başlayınca yol aldıkça bu işi çözerim diye düşünmüştüm. Ancak bunun iyi bir fikir olmadığını çıkıştan 10 metre sonra anladım. Çıkış hafif bir rampayla başladı. Vites değiştirirken bisikletimin zinciri attı. Hemen zinciri taktık. Bu zaman kaybı bizi en geriye düşürdü. Ama sorun değildi. Performansımızla bu dezavantajı yokedeceğimizi biliyorduk. Hemen pedal basmaya başladık. Önümüzdeki birkaç takımı geçtik. İlerdeki grubu yakaladık. 1. kontrol noktasına iki takım aynı anda üçüncü olarak ulaştık.


SICAKLA MÜCADELE


Bu arada hava inanılmaz sıcaktı. Vücutta ciddi su ve mineral kaybı yaratıyordu. Çeşmede biraz oyalandık. Yanlış bir patikaya da girince 7 takım önümüze geçmişti.  Bu noktadan sonra ciddi bir tırmanış etabı başladı. Yolun bazı bölümlerinde zemin ve taşlar bisikletin üzerinde kalmayı zorlaştırıyordu. Bu gibi durumlarda bisikletten inerek yola devam ediyorduk. Su ve mineral kaybına açlıkta eklenince ciddi bir enerji ihtiyacı ve takviyesi gerekiyordu. Bir müddet kekle idare ettik. Sıcak gerçekten insanı inanılmaz etkiliyordu. Bol bol su içip kendimizi zinde tutmaya çalışıyorduk. İkinci kontrol noktasına ilerlerken 4 takımı daha geçtik ve noktaya ulaşan 3. takım olduk. Kendimize çok güveniyorduk. Yaşadığımız aksaklıklar ve zaman kayıplarına rağmen iyi ve sağlam ilerliyorduk. Bu noktadan sonra inişler de başladı. Kontrol noktasında yaptığımız Red Bull takviyesiyle adeta "kanatlandık". Bir sonraki kontrol noktasına İngilizlerin ardından 2. ulaştık. Buradaki görevlilerin sıcak karşılaması motivasyonumuzu daha da artırdı. Televizyon çekimi, röportajlar derken kendimizi bir anda Fransa bisiklet turunda gibi hissettik. Su takviyesi şapka ıslama, kafa yıkama, röportaj… Çok vakit kaybetmiştik. Hemen yola devam ettik. Bisikleti bırakacağımız alana iki takım beraber geldik. Su takviyesi yaptık. Likya yolu parkurunu takip ederek kaya mezarının olduğu 7. kontrol noktasına ulaştık. 8. nokta bize adeta kabus yaşattı. Patikayı kaybetmemiz ve yamacın altına inmemiz nedeniyle ciddi bir zirve tırmanışı yapmak zorunda kaldık. Yaklaşık 1 saatlik kayıp bizi biraz geriye düşürdü. Hemen dokuza hareket ettik.


BÜYÜLEYEN MANZARA


9. nokta hem kaybettiğimiz moralimizi yakalamak hem de eşsiz bir manzara da kendimize gelmek için bize sunulan lütuf gibiydi. Bizim 8. noktada başımıza gelenler anlaşılan bu noktada rakiplerimizin başına gelmişti.


9. kontrol noktasının yer aldığı Af Kule tek kelimeyle büyüleyiciydi. Denize bakan bir uçurumun kenarında sarsıcı bir manzara oluşturan kilise bize noktayı bulma mutluluğunun yanında görsel bir ziyafet sunuyordu. Patikadan uçurumun altlarına inerek kilisenin duvarlarının içine girdiğimizde işimizin bitmediğini anlamak çok sürmüyordu. Mağara gibi kaya oluklarından geçerek taş merdivenlerden üç kat kadar tırmanıp denize bakan terasa çıkıp hedefe ulaşıyorduk. Aman Allah'ım ne kadar etkileyici bir manzaraydı. Yarış olmasa insan burada saatlerce kalabilirdi.


Bu noktada yeniden üçüncülüğü yakaladık. Güven tazeledik. Ciddi bir su sorunu yaşamaya başlamıştık. İmdadımıza 10. nokta yolunun üstünde bulduğumuz hakem arabasının kasasındaki ayran, red bull, su, gazozlar yetişti. İnanın o anda cennet diye bir tarif isteseler içinde olduğumuz manzaradan daha fazlasını tanımlayamazdık.


 
                                   
RED BULL REKORU


Bu yarışta herhalde Türkiye red bull içme rekorunu kırdık. Ben 8 tane arkadaşım Ferhat ise 12 tane red bull içerek "en iyi red bull" içme ödülüne oynadık ama böyle bir ödül olmadığını yarışma bitince anladık! Bu kadar red bull tüketmenin tehlikesi açık ama sıcağın etkisi ve yarışma temposuyla vücut bunları çok çabuk atıyordu.


Koşarak oldukça iyi bir zamanda 10. noktaya ulaştık. Önümüzdeki iki takımla arayı da bayağı kapattık. 11. noktadaki televizyon vericisine de hızlı gittik. Hava yavaş yavaş kararma işaretleri vermeye başlamıştı. Kafa lambalarımızı çıkardık. 12. noktaya garanti olan asfaltı dolanarak ulaşma yerine dağın yamacını takip eden Likya yolunu kullanarak gitmeye karar verdik. Ancak yarışmanın en kritik hatasını burada yaptık. Uzun yolu kullanmış olsaydık hem noktayı atlamayacak hem de çok daha hızlı hedefe ulaşacaktık. Neyse bu iyi bir tecrübe oldu. Ne demişler "İnsan tecrübe kazanarak hata yapmaktan kurtulur ama insan hata yaparak tecrübe kazanır."


YANLIŞ ARA KAMP


12'nin yakınlarına kadar geldik ama karanlıkta patikayı kaybettik. Zifiri karanlığın içinde barındırdığı riskler ve ara kampı vericinin altı olarak yanlış işaretlememiz burada bize büyük bir hata yaptırdı. Hedefin yakınından karanlıkta bir sorun yaşamadan ara kampa gitmeye karar verdik. Televizyon vericisine geldiğimiz yolu aynen geri döndük. Buradaki hakemden hala bu noktayı geçmeyen takımlar olduğunu öğrendik. Vericiden yola indik. Haritayı tekrar inceleyince büyük bir yanlışlık yaptığımızı ve ara kampın burada olmadığını anladık. Ara kamp Hisarönü'nden sonraydı. Aramızda bayağı bir mesafe vardı. Bu arada asfalttan tekrar 12'yi bulma düşüncesini de canlı tutuyorduk. Ancak gecenin ilerleyen saati ve gereksiz yere kaybettiğimiz 3 saat bunun iyi bir seçenek olmadığını düşündürttü. Başka takımların da nokta atlamış olduğu ihtimalini de gözönünde bulundurarak kampa gitmeye karar verdik. Hisarönü'nde marketten bisküvi ve meşrubat aldık. Ara kampa gece 00,20'de vardık. Yaklaşık 11 saattir inanılmaz bir hareket halindeydik.


Bu hatayı yapmasak birincilik şansımız çok yüksekti. Ancak bu tip yarışlarda önemli olanın yarışı tamamlamak olduğunu da biliyorduk. Yarışmaya başlayan birçok takım sıcağın ve yarışma parkurunun zorluğu nedeniyle havlu atmak zorunda kalıyordu. Bizim ise performanstan kaynaklanan bir sorunumuz yoktu. Sadece navigasyonda hata yapmıştık.


Ara kamp Hisarönü'nün hemen arkasında tarihi Likya Yolu üzerindeydi. Kamp alanında zemin bayağı taşlıktı. Çadırın altındaki taşları temizleyip üstümüzü değişerek uyumaya çalıştık. Ben pek uyuyamadım. İki gündür uykusuzdum.


İKİNCİ GÜN – MUHTEŞEM PARKURLAR


3 saatlik kuş uykusunun ardından kalktık.


Herkes çıktıktan yaklaşık yarım saat sonra kamptan ayrıldık. Sağımızda kalan Ölüdeniz manzarasını izleyerek yolumuza devam ettik. Yamaç Paraşütü cenneti Babadağ'ın zirvesinin altından Kelebekler Vadisi'ne doğru yol alıyorduk. Yolda bir takımı geride bıraktık. İlk noktadan sonra hızlanmaya karar vererek koşmaya başladık. Şelale parkuruna gelmeden bir takımı daha  geçtik. Kendimizi çok zorlamamamıza rağmen performanız oldukça iyiydi.
 
Şelalenin üstündeki kontrol noktasında hakemlere kartımızı imzalattık. Buradan şelalenin başına gidiş çok keyifliydi. Naylonların ağaçlara bağlanarak yolun işaretlenmesi bize çok zekice geldi. Kanyondan geçişi sağlayan halat da iyi bir fikirdi. Bu ufak sürpriz ve geçişler keyfimizi yerine getirdi.


Şelalede takımlar bekliyordu. Pursik sıkışması biraz zaman kaybına neden olmuştu. Takımların zamanları durdurulmuştu. Organizasyonun her ayrıntıyı detaylıca düşünmesi gerçekten takdir edilecek bir tutumdu.


 
RÜYA GİBİ BİR İNİŞ – ŞELALENİN BÜYÜSÜ


Bu nokta yarışmanın en etkileyici, en büyüleyici parkuruydu. Kelebekler Vadisi'nin üstünde toplam 150 metreden oluşan şelale bile bu yarışa katılmak için tek neden olabilirdi. Benim yarışta en büyük keyfi yaşadığım nokta burasıydı. Yaklaşık 70 metrelik bir inişten sonra 40 ve 50 metrelik iki iniş daha yapılıyordu. Ayaklarınızla kayaya tutunurken yukardan dökülen buz gibi su sizi farklı iklimlere taşıyordu. Şelalenin huzur veren sesi de, görüntü dalında oskara aday olan bu rotanın müzik alanında da bunu hakettiğini tüm çıplaklığıyla hissettiriyordu. Bu masal alemi şelalelerden sonra inilen ip merdiveniyle devam ediyordu.  Kelebekler vadisinden süzülerek plaja indiğimizde bizi Ölüdenize kadar taşıyacak kanolarımızla buluşuyorduk.


KANOYLA DANS


Fethiye'nin eşsiz koylarına denizden bakarak konforlu kanolarımızla küreklerimizi hareket ettiriyorduk. Dalgalarla dansımız ve devrilmemek için uyguladığımız stratejiyle yaklaşık 10 km.lik kürek çekişinin ardından Ölüdeniz'in başından kumsala oldukça iyi sayılacak bir zamanda çıkıyorduk. Kumsalda güneşlenenlerin şaşkın bakışları arasında kumsalda 1,5 km.lik bir koşuyla burundaki kontrol noktasına ulaştık. Burada çantalarımızı poşetledik ve yüzerek karşıya geçtik. Denize girmemiz pişiklerimizin tuzla teması nedeniyle bize bayağı acı yaşattı. Burnun üstünde dikenlerle ve ağaç dallarıyla boğuşarak patikaya ulaştık. Bu arada iki takımı daha geride bırakmıştık. Kontrol noktasından sonra Likya yolunu takip ederek önümüzdeki dağı aşmak için yükselmeye başladık. Ölüdenizin arka koylarına bakan bu yol da çok güzeldi. Fotoğraf çekildik. Manzara izledik. Tepeyi aşınca Kayaköy'de terkedilen taşevlerin arasından geçerek yola indik. Buradan da kamp alanına gittik.


NİHAYET BİTTİ


Yaklaşık 26 saat sonra başladığımız yere geri dönmüştük. Yarışmayı 4 takım tamamladık. Yarışma süresi (hareket halinde olduğumuz süre) yaklaşık 22 saatti.


Duş alıp üzerimizi değişerek kendimize geldik. Güzel de bir ızgara keyfi yaptık. Bunu fazlasıyla haketmiştik. Yarışmada kazandığımız yamaç paraşütüyle atlama ve dalış ödülü de keyfimizi artırdı. Yaşadığımız güzelliklerin ve izlediğimiz eşsiz manzaranın yanında bu ödül bize Fethiye'nin farklı güzelliklerini yaşama şansı da sunuyordu.


Yarışmada saatimle hafıza dolana kadar veri kaydetmiştim. 7,5 saatte 7600 kalori harcadığım gözönüne alınırsa yaklaşık 22 saatlik bu yarışın nasıl bir enerji gerektirdiği de kendiliğinden anlaşılır diye düşünüyorum.


TEŞEKKÜR


Gerçekten yarışmayı düzenleyen bu nadide ekibe ne kadar teşekkür etsek azdır diye düşünüyorum. Çok keyifli bir yarış hazırladılar. Emek verdiler. Ülkemizde böyle güzel şeylerin yapılıyor olması mutluluk verici.


Likya Dağcılık Kulübü'nü ve Macera Akademisi'ni gönülden kutluyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.


Bizlere bu yarışa katılma imkanı sunan Mars Athletic Club Panora'ya, macera yarışlarına ve doğa sporlarına verdikleri destek için teşekkür ediyorum. Macera yarışlarının biz gönüllüler ve bu işe destek verenlerin katkılarıyla giderek daha geniş kitlelere ulaşacağına inanıyoruz.  


FIRAT KARA - fkara2005@gmail.com
 


YARIŞ BİLGİLERİ


ZOR PARKUR / HARD COURSE
beklenen toplam süre: 20-24 saat /hours, ara kamp ile / with dark zone
 
1. gün / Day 1
Dağ bisikleti / Mountain Bike : 
Patika koşusu / Trail running    : %40 gün batımından sonra/  after sunset
Zorunlu Kamp / Mandatory Camp : 4 saat / hours DARK ZONE
 
2.Gün / Day 2
Patika koşusu / Trail running  :
İp inişi / Rappelling                : 3 kademeli, ıslak! / 3 raps in a row, all wet! *
Deniz kanosu / Sea kayaking :
Kum koşusu / Sand running   :
Yüzme / Swimming               : telefonları koruyun / protect mobiles!
Orientiring etabı / Orienteering section
Akıl etabı / mind testing
 

İlgili Yazılar

Likya Macera Yarışı 2009

Fırat Kara

İnsan paradoksların içinde mutluluğu yakalıyor belki de. Amaca ulaşmak için harcanan emek ne kadar çok olursa, elde edilen mutluluğun derecesi de o kadar yüksek oluyor. Bir dağcının zor bir zirveye…
devamı»




Share