bcycle2.jpg
Biz Kimiz, Hakkımızda Fotoğraf, Fotoğrafçılık Dağcılık Doğa Yürüyüşleri, Trekking, Gezi Doğa, Çocuk ve Doğa, Ağaç Türleri, Böcekler ve Bitkiler Bisiklet, Parkurlar, Yazılar, Anılar Sponsorlar İletişim

Çocuğumla Doğadayız Çocuğumla Doğadayız

E-Posta:


   

Ana Sayfa > Bisiklet > Pedalla Anılar



Umuda Doğru İkinci Adım, Nemrut Bisiklet Turu

Özgür Kaynak, Gökhan Güney

BU PROJE NASIL OLUŞTU :

Çanakkale bisiklet turunu bitirdikten sonra Ankara’ya tekrar dönüş yapıp turun yuruyoruz.com'da yayınlanması için (Deniz'in baskılarını da göz ardı etmemek lazım ) hemen elimde bulunan tur boyunca tuttuğum günlükten düzeltmeler ve çektiğim fotolardan ayıklamalar yaparak yayın hazırlığına giriştim. Daha önce bunu sizinle paylaşmıştım.

 

Bu sıralarda daha ilk turun dönüşü ve anılarının not alınması günlerinde, üyesi olduğum bir bisiklet forumundan Türkiye'deki ve Ankara'da ki bisikletle ilgili gelişmeleri ve organizasyonları da takip etmeye çalışıyordum .Orada Mayıs ayı içerisinde yazılan bir organizasyon mesajı çok dikkatimi çekti .Gökhan Güney kendisine yoldaşlık yapabilecek bir bisikletçi arkadaş aradığını yazmıştı. .Bende bu mesaja biraz geç de olsa cevap yazdım.(Temmuz başı gibi).Gökhan da ertesi gün, yollamış olduğum mesaja cevap yazarak birlikte yola çıkabileceğimizi ve detaylar üzerinde konuşmaya başlayabileceğimizi söyledi. Geçen süreç zarfında bu proje ile ilgili pek olumlu tepki alamadığı için benim mesajım onu heyecanlandırmış.(sonradan bana itiraf etti). Bende gelen bu olumlu tepki karşısında hemen kolları sıvayarak detayları konuşmak üzere Gökhan'la irtibata geçtim. İlk önce turun başlangıç tarihi olan 29 Temmuz 2008 tarihine karar kılarak plan ve programlarımızı yapmaya başladık.

 

Tur fikri Gökhan'dan çıkmıştı. Bu projede ona destek vererek , ortak bir hayalimiz için çalışmaya başladık.

 

 

HAZIRLIK AŞAMASI :

 

İlk önce Gökhan'la beraber turun hangi tarihler arasında olacağını konuştuk(kaç gün sürebileceğini )Daha sonra beraber ortak bir malzeme listesi hazırlayarak fazladan ve gereksiz olacak tüm malzemeleri listeden çıkarmaya özen gösterdik. Çünkü en ufak gereksiz fazlalık bizi tüm yol boyunca zorlayacaktı ( zaten öyle de oldu.) Ayrıca aklıma takılan bir soruyu da netleştirmem gerekiyordu. Acaba yoldaşımla gerçekten anlaşabilecek miydim?Sorunsuz problemsiz bir şekilde turumuzu bitirebilecek miydik? Bunlar her ikimiz içinde düşünülmesi gereken temel sorulardı. Nihayetinde her ikimizde buna benzer riskleri göze alarak yola koyulduk.

 

Rotamızı belirginleştirme amaçlı araştırmalar yapıp bunları birbirimizle paylaşarak ortak noktalarda uzlaştık(nereleri gezeceğiz, nerelerde konaklama yapacağız ve yol güzergahımız).İnternet'ten yaptığımız araştırmalar sonucunda sıcaklığın ve engebeli arazi yapısının bizi zorlayacağını ama bunun üstesinden gelebileceğimizi düşündük(ama yanıldığımızı tur esnasında anlayacaktık).Yerel yaşam ve çevre açısından ise açıkçası biraz korkularımız vardı ama bunda da yanıldığımızı görmek , bizi gerçekten çok sevindirdi.

 

Bizden önce Nemrut'a bisikletle giden arkadaşlar var mı? diye çokça araştırdık ama maalesef bu konuda bir şey bulamadık. Nihayetinde yol güzergahlarını kabataslak belirleyerek rotamızı ve yolculuğun ortalama kaç gün süreceğini hesapladık Gideceğimiz yerdeki yerel halktan da yolla ilgili bilgi almaya karar verdik. Hesaplarımızda sonradan çok yanılmış olduğumuzu anlayacaktık ama iş işten geçmiş olacaktı. Bisikletlerimizi bakıma sokarak, eksik olan malzemelerini temin ettik.

 

Gerekli Olan Teknik Malzemeler: 

Bisiklet Malzemeleri: Kask, eldiven, gözlük, alyans takımı, pompa, yedek iç lastik, yama takımı, sele, bagaj için çanta, ön ve arka farlar, kilit, bagaj için lastik, matara, pil, şarj aletleri, 

Giysi Olarak : Yağmurluk(alt-üst), içlik, şort, tayt, polar, terlik , bisiklet ayakkabısı, çorap, havlu, bel ve sırt çantası, capri ,kağıt, kalem

Tıbbi Malzeme : Güneş kremi, pamuk, yara bandı, sargı bezi, bileklik, tendürdiyot, oksijenli su, sürtünmeye ve kasılmalara karşı krem, ıslak mendil, sabun, şampuan, diş fırçası ve macunu, el ve vücut kremleri, deodorant ve koltuk altı jeli, ağrı kesici ilaç

Kamp Malzemelerim :Çadır, uyku tulumu, fener,mat

 

 

ROTA :

Süremizi tahmini 8 -10 gün planlamıştık. Fakat yanılmışız.

Bu 8-10 günde gideceğimiz ana yerleşim yeri sayısına,birbirlerine olan uzaklıklarına ve gideceğimiz yerin genişliğine(gezilecek yerlerinin az veya çokluğuna) göre eşit miktarda günlere böldük.( ama coğrafi yapıyı ve sıcaklığı çok dikkate almadık )

 

Rotamızdaki Ana Yerleşim Yerleri : Sivas, Kangal,Alacahan, Hasançelebi, Hekimhan, Yazıhan, Malatya, Tepehan, Nemrut, Gerger, Açma, Narince, Damlacık, Kahta, Adıyaman, Kuyucak, Koçali, Sürgü, Doğanşehir, Akçadağ, Kürecik, Balaban, Darende, Gürün, Kayseri, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara

 

Gün Dağılımına Göre Gezdiğimiz Yerler : 

1.Gün : Sivas, Kangal, Alacahan,
2.Gün : Hasançelebi, Hekimhan,Yazıhan, Malatya,
3.Gün : Tepehan, Nemrut
4.Gün : NEMRUT
5.Gün : Gerger, Açma, Narince, Damlacık, Kahta, Adıyaman
6.Gün : Kuyucak, Koçali, Sürgü, Doğanşehir
7.Gün : Akçadağ, Kürecik, Balaban, Darende, Gürün,Kayseri (bir kısmı otostopla)

8.Gün : Kırşehir, Kırıkkale, Ankara (otostopla)

 

Asıl planımız yukarıdaki gibiydi tura çıkmadan önce. Ancak ciddi anlamda coğrafi yapı ve sıcaklık hatta buna rüzgarı da eklersek bizi gerçekten çok yıldırdı ve planlarımızda değişikliğe dolayısıyla programdan sapmamıza neden oldu. Esasında yukardaki programa uyduk ama bunu belli yerlerde otostop çekerek sağladık. Eğer her şekilde bu hazırlamış olduğumuz programa göre hareket etseydik turun ortalama süresi sanırım 20-25 günü kapsayacaktı. Çünkü Nemrut'a giderken dağları yok sayarak ,dönüş yolunu çok basite indirip yolların çok düzgün olduğunu düşünerek ve de bunlara sıcaklık ve rüzgarı da eklemeyerek sadece kendimizi kandırmış olduk

 

 

 

Turun Erken Bitme Sebepleri :

 

İlk başta yaptığımız planlara göre turumuzu 8-10 arasında bisikletle bitirmeyi hesaplamıştık. Yalnız her şey umduğumuz gibi gitmedi. Normal şartlarda 20-25 günü kapsayacak olan bu turu biz belli bir bölgeden otostop çekerek geldiğimiz için 8 güne kadar indirdik. Normalde bisikletle bu turu 8-10 gün arasında bitirecektik. Yani başlangıçta yola çıkmadan yaptığımız hesaplarda da bir çok şeyi göz ardı ettik.

 

Neden otostop çektik : Bunun 2 temel sebebi vardı :

 

-Hedefe ulaşmanın vermiş olduğu rahatlıkla bisiklet sürme isteksizliğinin başlaması…

-Coğrafi yapı,sıcaklık ve rüzgar…

 

 

NOTLAR:

  • Bisiklet turundan sonra yukarıda da belirtmiş olduğum ana yerleşim yerlerinden hepsine gitme şansımız oldu. 
  • Toplam 8 günümüz bisiklet üzerinde geçti. Bu 8 gün süresince toplam 621 km yol aldık. Ayrıca yaklaşık 700 km de otostopla gittik. 
  • Giderken Ankara’dan Sivas’a kadar otobüsle gidip orada Gökhan’la buluşarak (Gökhan da Kars'tan trenle Sivas’a geldi) pedallamaya başladık. Dönüşte önceden kararlaştırdığımız gibi bisikletle gelmesek de turumuz Ankara da bitti.

 

 

 

GÜNLÜĞÜM

1.GÜN :
29 Temmuz Pazartesi gecesi saat 23.00 civarında Aşti'ye giderek gece 24.00 de kalkacak olan otobüs saatini beklemeye başladım.

Otobüsün kalkış saatine yakın bir vakitte bisikletimi otobüsün bagajına vermek için hareket ediyorum. Yalnız asabi bir muavin bana ve bisikletime bakarak “bu bisiklet demi bagaja girecek “diye itici bir tavırla soruyor. Bende çekingen bir tavırla “ evet “ diyorum. Sert bir karşılık versem bisikleti otobüse almayacağını hissederek hemen bisikletimi bagaja koyup uzaklaşmak istiyorum yanından. Ama muavinin beni bırakmaya pek niyeti yok gibi. Uzun uğraşlarım sonucunda ve söylediği şu güzel söz eşliğinde yerime oturuyorum.” “ Yakında inek de koyarsınız siz bu otobüse “

 

Sıkıcı ve gerilimli bir 7 saatlik otobüs yolculuğunun sonunda sabah Sivas merkez meydanında inerek bagajımı çıkarmaya çalışırken arkamdan gelen birisinin yardımıyla bisikletimi bagajdan çıkartıyoruz. Böylelikle Gökhan'la da tanışmış oluyoruz. Ayak üstü kısa bir tanışma faslının ardından Sivas'ta oturan arkadaşımı arayarak önceden sözleşmiş olduğumuz üzere sabah kahvaltımız için onun evine doğru yöneldik. Oda zaten bizi yolda karşıladı ve doğruca evine gittik. Hazırlamış olduğu enfes kahvaltımızı yaparak artık zaman yol alma zamanıdır deyip kendisine teşekkür ettik, vedalaştık.

 

İlk pedalımızı sabah 09.30 itibari ile Sivas merkez den çevirmeye başlıyoruz

Bisikletlerimizi sürerken Gökhan'la muhabbet ederek birbirimizi de tanımaya başlıyoruz. Sonra gerçekten iyi anlaşabileceğimizi hissediyorum ki oda aynı şeyleri düşünüyormuş

 

Sivas'tan yola çıktığımızdan beri yol üzerinde seyir halinde bulunan araç içerisindeki insanların ve yöre halkının muazzam bir ilgisiyle karşılanıyoruz her geçtiğimiz yerde. Bu her ikimizi de hem şaşırtıyor hem de bir o kadar mutlu ediyor.

 

Yol boyunca sıcağında kendisini hissettirmeye başlamasıyla belli aralıklarla molalar vererek yolumuza devam ediyoruz. Öğleden sonra Kangal ilçesine ulaşıyoruz. İlk işimiz hemen fotoğraf çekmek oluyor köpek heykelinin önünde .

Daha sonra yemek yiyebileceğimiz bir kır lokantası buluyoruz ve güzelce yemeklerimizi yiyerek birazda dinleniyoruz.

 

Bu kadar dinlenmenin üstüne artık pedal çevirmek lazım diyerek ayaklanıyoruz ve yollara düşüyoruz tekrardan. Alacahan'ı geçip, Hasançelebi yakınlarına geliyoruz. Havanın artık kararmak üzere olmasından dolayı daha fazla ilerlemenin uygun olmadığı konusunda hemfikir olup, yol boyunca çadır için uygun bir yerleşim yeri aramaya başlıyoruz. Belli bir süre sonra yol üzerinde bulunan bir kır lokantası dikkatimizi çekiyor ve hemen yanaşıyoruz, başlıyoruz muhabbete. Bizi hoş bir şekilde karşılıyorlar. Durumumuzu anlatıyoruz onlarda çadır kurmamıza gerek olmadığını orada bulunan çardaklarda uyku tulumlarımızla konaklayabileceğimizi söylüyorlar. Daha sonra akşam yemeğimizi onların güzel sohbetleri eşliğinde yiyoruz. Lokantanın sahiplerinden olan İbrahim masamıza gelerek bizle tanışarak muhabbete katılıyor.

İbrahim 30 yaşlarında Coğrafya öğretmenliği yapıyor.(sanırım sonradan kendisinden aldığım bilgilere göre ataması Mardin-Kızıltepe ye çıkmış. Oraya da gelin diye durmadan mail atıyor)Kendisi bize gideceğimiz yerler hakkında ve yollar hakkında küçük öneriler veriyor.(sonradan gerçekten de bunlar çok işimize yaradı) Bizde bu öneriler dahilinde planımızda küçük değişiklikler yapıyoruz. Artık ayakta duracak halimiz kalmıyor ve izin isteyip yatmak için ayrılıyoruz yanlarından. Uyku tulumlarına giriyoruz uyumak için

ama her ikimiz de zorlanıyoruz. Çünkü biraz tedirgin oluyoruz. Sanırım evden ayrı kalmanın ilk gecesi olmasından dolayı böyle bir durumla karşılaşıyoruz. Nihayetinde zor da olsa uykuya dalıyoruz…

 

Gün içerisinde bisikletle yapılan yol 151 km.

 

 

2.GÜN :
Sorunlu geçen bir gecenin ardından sabah 5 gibi gelen sesler üzerine yorgun, bitkin bir şekilde uyanıyoruz. Hazırlanmış olan kahvaltımızı yaparak teşekkür edip 06.00 civarında yola koyuluyoruz.

 

Yola çıkar çıkmaz kangal köpeklerinin haşin bir saldırısına uğruyoruz. Şükürler olsun kıl payı kurtuluyoruz. Birden bu olay karşısında bütün yorgunluğumuz geçiyor ve daha bir kendimize gelerek yol üzerinde bulunan Hasançelebi'ye uğruyoruz. Kasabanın çıkışında bulunan meyve ağaçlarını görünce Gökhan hemen mola işareti yapıyor, orada günün ilk molasını da vermiş oluyoruz. Sonra Gökhan tüm enerjisini toplayarak ağaçların üzerinden meyve toplamaya başlıyor.Toplamış olduğu kayısı,elma ve dutları yedikten sonra tekrar yola koyuluyoruz.

 

Uzun ve zorlu geçen bir parkurun sonunda Hekimhan'a ulaşıyoruz. Meydanda bulunan kahveye giderek çayımızı içerken bir yandan da yanımıza gelen kasaba halkıyla konuşmaya başlıyoruz. Daha sonra müsaadelerini isteyerek küçük bir kasaba turu yapıp tekrar yola koyuluyoruz.

 

 

Engebeli yolların ardından Yazıhan kasabasına öğlen vakti gibi giriş yapıyoruz. Kasaba girişinde bulunan Kale Kireç fabrikasının çalışanlarının ısrarlı davetlerini kıramayarak çaylarını içmek için şantiyeye giriyoruz. Ama diyorlar ki “ilk önce öğle yemeklerimizi yiyelim sonrada çaylarımızı yudumlarız “.Utanarak da olsa o güzel yemekleri yemeden duramıyoruz. Üstüne de çaylarını içip sohbetimizi de yaptıktan sonra her şey için teşekkür edip tekrardan yollara düşüyoruz.

 

Ama yollara düşmemizin üzerinden fazla bir zaman geçmeden sıcaklığın etkisiyle kasaba çıkışında bulunan ağaçların altında biraz kestirmeye karar veriyoruz.Yaklaşık 3 saatlik bir kestirme molasını Gökhan hiç affetmiyor. Hemen çadırı kurarak uykuya dalıyor ama ben uyuyamıyorum gürültü ve sıcaktan. Neyse ki bende oyalanacak kangal köpekleri buluyorum ve onlarla zaman geçiriyorum. Artık Gökhan'ı uykusundan kaldırarak yola koyulma vakti geldi diyerek toparlanıyoruz ve başlıyoruz Malatya'ya doğru pedallamaya.

 

 

Akşam 19.00 sularında Malatya'ya giriş yapıyoruz. Hemen ünlü mekanlarının toplanmış olduğu Kanalboyu'na gidiyoruz. Abdullah Usta'nın mekanına gidip Malatya'nın en meşhur dondurmasını yiyoruz. Gerçekten de çok lezzetli dondurma. Yolunuz düşerse mutlaka deneyin.

 

Kısa bir şehir turu da yaptıktan sonra bir marketten alışverişimizi yaparak şehir dışına Elazığ yoluna doğru pedallamaya başlıyoruz. Uygun bir yerde mola verip marketten aldıklarımızla akşam yemeğimizi yiyoruz. Yemekten sonra tekrar pedallayarak yol alıyoruz. Tabi artık hava iyice kararmış olduğundan çadır atacak yerde bakınıyoruz. Bir benzinliğin boş arazisine izin alıp çadırımızı kuruyoruz ve hemen uykuya geçiyoruz .

 

 

Gün içerisinde bisikletle yapılan yol 120 km.

 

 

3.GÜN :
Güzel bir uykunun vermiş olduğu keyifle sabah 5 gibi kalkıp toparlanarak yollara düşüyoruz. Malatya'dan Elazığ yoluna doğru ilerlerken arada Nemrut Dağı Milli Parkına giden kısa bir yoldan bahsetmişlerdi bize. Bizde bu yoldan gitmeye karar verdik ve o şekilde ilerlemeye başladık. Diğer alternatif yola göre 100 km yolumuz daha kısalacaktı ama Malatya'dan Elazığ yoluna doğru 10 km ilerledikten sonra Nemrut Dağı yol ayrımına dönüyoruz.

Biraz ilerledikten sonra uygun bir yerde akşamdan hazırlamış olduğum sandviçleri yiyoruz sabah kahvaltısı niyetine. Sonra yaklaşık 25 km yol aldıktan sonra karşımızda beliren dağları görmeye başlayınca bu yolun kolay kolay bitmeyeceğini düşünüyoruz.

Tekrar bisikletle gidebildiğimiz kadar gidip bir noktada artık sıcaklığında etkisiyle isyan ediyoruz. Çünkü karşımızda yaklaşık 10 km bir yokuş ve çıkmaya devam edersek sonumuzu düşünemiyorum. Sonra Gökhan'la ayaküstü bir durum değerlendirmesi yapıyoruz ve bu şartlarda en azından bu tarz dağları ve rampaları aşmak için otostop çekmeye karar veriyoruz.

 

Yoldan geçen araçlara başlıyoruz otostop çekmeye ve hemen bir pikap duruyor. Arabasının dolu olmasına rağmen bizi kırmayarak ve bir o kadarda bisikletlerimizi araca sığdırmaya çalışarak bizleri alıyor aracına.

Kube geçidini (rakım 1930) sağolsun bizi aracına alan abimiz sayesinde geçiyoruz. Sonrada geldiğimiz yollara bakarak araçla geldiğimiz yolu en az 2 günde çıkabileceğimizi görerek bu kararı aldığımıza seviniyoruz. Araç sahibine teşekkür edip tekrardan başlıyoruz pedallamaya. Yaklaşık 10 km'lik bir yol daha gidiyoruz ve karşımıza zorlu ikinci aşama geliyor. Bu da gene diğer dağ gibi zorlu bir yol. Yavaştan başlıyoruz çıkmaya. Otostop çekelim diyoruz ama yoldan geçen arabayı bırakın insan dahi yok. Hem pedal çevirmeye çalışıyoruz hem de arkadan gelen var mı diye bakarak 1 saat boyunca 2-3 km ancak yol alabiliyoruz. Nihayet bir itfaiye aracı geldiğini görerek yola atlıyoruz. Sağolsun Deniz abi sanırım bize acıyarak araca alıyor. Uzun uğraşlar sonucunda bisikletlerimizi de İtfaiye aracının tepesine koyarak yola çıkıyoruz. Yaklaşık 1 saatlik yolculuk sonunda dağları aşıp Tepehan Köyüne ulaşıyoruz. Gene çok şanslı olduğumuza karar veriyoruz Gökhan'la. Çünkü bu dağları bisikletle çıkmaya devam etseydik gene en az 2 günümüzü alacağını biliyorduk.

 

 

İtfaiye aracından indiğimiz yerde bize meraklı gözlerle bakan diğer orman koruma görevlileriyle de tanışıp hatıra fotoğrafları çektiriyoruz.Soğuk sularından içip teşekkür ederek tekrar yollara düşüyoruz. Tepehan köyünün içinden geçerken acıktığımızın farkına varıp köy bakkalından karpuz,ekmek ve peynir alarak keyifli bir öğlen yemeği yiyoruz.

 

Yemek den sonra asılıyoruz pedallara.10 km lik bir yol aldıktan sonra bisikletimle ilgili birkaç problemle karşılaşıyorum. Bagajımın demirinin dört ayrı yerinden kırıldığını görüyorum.Kırılan demirlerin tekerleğin jant tellerine ve ayarına da zarar verdiğini sonradan öğreniyoruz. Ne yapalım diye düşünürken yanımızda bir kamyonet duruyor ve bizi Nemrut Dağı yol ayrımına kadar götürebileceğini söylüyor. Bizim de bu durumda yapacak fazla bir alternatifimiz olmadığı için kamyonetle yola çıkıyoruz. Yaklaşık bizi 10 km götürerek yol ayrımında bırakıyor. Kendisine teşekkür ediyoruz ve düşünmeye başlıyoruz bagaj olayını nasıl halledebiliriz diye.

 

Nemrut'a ulaşmak için önümüzde sadece 12 km lik bir yol var ama bu yol aşılması gereken bir dağ…

 

2 saat süren çabalarımız sonucunda bir şekilde geçici biz çözüm buluyoruz. Yalnız bu çözümün bizi çok da idare etmeyeceğini biliyoruz. O yüzdende telefonla Ankara'yı arayarak tanıdığımız bisikletçiden bize kargoyla bagajı Kahta yada Adıyaman'a yollamasını planlıyoruz. Ama telefon hatlarının hiçbirisi çekmediğinden yakında bulunan köylerden birisine giderek orada bulunan bir otelden rica ederek arama yapıyoruz. Yalnız aldığımız tepki bizleri çok şaşırtıyor ve anlıyoruz ki orada artık başımızın çaresine bakmamız lazım. Bunun verdiği moralsizlikle 12 km olan Nemrut dağ yolunu öğleden sonra 16.30 gibi çıkmaya başlıyoruz. . Saatler ilerledikçe dağı çıkmanın imkansız olduğunu düşünüyoruz.

Sıcağında etkisiyle ve de açlığın kendisini göstermesiyle iyice bitkin ve halsiz düşüyoruz. Telefonlar gene çekmiyor ve kimseye ulaşamıyoruz. Doğru düzgün yoldan arabasıyla geçende yok. Otostop yapabileceğimiz bir araç da yok. Kendi kendimize gaz vererek bu gece ne olursa olsun çıkacağız diye sözleşiyoruz Gökhan'la. Her şeye rağmen direniyoruz. Yalnız ben kendi adıma yokluk ve çaresizlik kelimelerinin anlamlarını Nemrut'a çıkarken gerçekten yaşayarak öğrendim. Bu olay benim için yaşadıklarım açısından bir ilk ve de ders çıkartılması gereken bir olay oldu. Yolda bizi görüp ilgilenen birkaç araç oldu ama onlarında yapabilecekleri pek fazla bir şey yoktu. Zaten biraz da böyle olmasını biz istemiştik ama bu kadar kötü olacağını da hiç düşünmemiştik.

 

 

 

Evet her şeye rağmen bütün olumsuzluklara rağmen Nemrut'a ulaşıyoruz. Yaklaşık 4 saat süren zorlu bir parkurdan sonra giriş yapıyoruz.Havanın da kararmasıyla beraber gün batımını izleme hayalimiz bu gece için sona eriyor. Akşam 20.30 civarı Nemruta ulaşmamızla beraber orada bulunan Güneş otele giderek bize çadır kurabileceğimiz bir yer göstermelerini ve de akşam yemeği istediğimizi dile getiriyoruz. Sağolsunlar hiç bizi yormadan hemen otelin bahçesinde güzel bir yer gösteriyorlar ve ardından da hazırlamış oldukları güzel akşam yemeklerini yiyoruz.

 

Nemrut Dağı'nın zirvesine ulaşmamız için, kaldığımız otelden yaklaşık 2 km lik bir toprak yoldan, yokuş yukarı çıkmamız gerekecek. Ama artık hiçbir şey gözümüzü korkutmuyor çünkü turun adından da belli olabileceği gibi hedefimiz Nemrut Dağı.

 

Uyumak için hemen çadırımızın yanına gidiyoruz .Tüm aksiliklere rağmen Gökhan da ben de çok mutluyuz. Nemrut'tayız.…

 

Uyumamız lazım sabah 4 de kalkıp zirveye çıkıp gündoğumu izleyeceğiz. Rüzgarın o hırçın şiddetine rağmen huzurlu ve yorgun bir şekilde uykuya dalıyoruz…

 

Gün içerisinde bisikletle yapılan yol 59 km.

Gün içerisinde araçla yapılan yol 30 km

 

 

4.GÜN :
Sabah 4'te zorlanarak kalkıp, hazırlanıyoruz.05.25 de doğacak olan güneşin doğuşunu izlemek için bulunduğumuz yerden zirvede bulunan Tümülüs ve Tapınağa gidiyoruz.

2 km' lik zorlu bir yokuşun ardından girişe ulaşıp görevli Mehmet Amcaile tanışarak hemen doğu terasında ki yerimizi alıyor ve beklemeye başlıyoruz. Gündoğumuyla beraber herkes fotoğraf ve video çekmeye başlıyor,tabi ki biz de. Gerçekten Nemrut'ta gündoğumu izlemek çok farklı. Çok huzurlu ve dahası bunu yaşamanız gerekiyor. Gündoğumu faslı bitince tapınağın tamamını gezerek bolca fotoğraf çekiyoruz. Daha sonrada tekrar çadırımıza dönüp uykumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 

 

 

Öğlen kalktığımızda acıkmış olduğumuzu hissederek hemen otelin aşçısı Cuma Ali abinin hazırlamış olduğu güzel yemekleri yiyoruz.Daha sonra otelin lobisine geçerek Gökhan'ın getirmiş olduğu laptopa fotoları aktarıp şarj edilmesi gereken cihazları şarj ediyoruz. Otel bahçesine çıkarak çay keyfi yapıp otel çalışanlarıMehmet Abi ve Osman' la da tanışıyoruz.Osman bisikletimin bagaj konusuyla yakından ilgileniyor ve kendince birkaç geçici çözümde üretip uyguluyor(ama nafile oda işe yaramıyor).

 

 

Öğleden sonra 4 gibi otelden ayrılıp gene zirveye çıkmak için hareket ediyoruz. Sabah tanıştığımız Mehmet amca ile bu sefer oturup muhabbet ediyoruz. Hatta onun fotolarını çekiyorum. Tabi fotoğraflarını yollamamı istiyor( Ankara ya döner dönmez yolladım) Daha sonra Tümülüs ün etrafında dolaşarak bolca fotoğraf çekiyoruz. Günbatımı saati yaklaştığında batı terasına geçerek yüksek bir yerde yerimizi alıp günbatımını izliyoruz.Bu esnada fotoğraf ve video çekmeyi de unutmuyoruz.

 

Dönüş yolunda ise daha önceden Nemrut'a gelirken yolda tanışmış olduğumuz bir kişinin arabasıyla otele kadar geliyoruz. Otele gelir gelmez hazır olan yemeklerimizi yiyoruz ,çaylarımızı içip bahçede biraz keyif yaptıktan sonra sabah erkenden yol alacağımızdan hemen uyumak için çadırımıza geçiyoruz. Uyumadan önce sabah zorlanmamak adına bisikletlerin bagajlarını ayarlıyoruz. İşlerimiz bittikten sonra da, doğruca uyumaya…(FOTO30)

 

Bugün bisiklete binmedik…

 

 

5.GÜN :
Sabah 4 gibi kalkıp toparlanıyoruz. Bu sefer zirveye bisikletlerimiz ve bagajlarımızla çıkıyoruz. Çok zor oluyor ama gene de gündoğumuna yetişiyoruz. Ama gündoğumunu izleme şansımız olmuyor. Zirveye çıkma sebebimiz ise bu sefer diğer yoldan Kahta yoluna geçmek.

 

Girişte yine bizi Mehmet amca karşıladı ve güzel bir çayını içtikten sonra diğer yolun başına kadar uğurladı. Biz o gittikten sonra Batı terasına geçerek biraz kuralları da çiğneyip birkaç kare heykellerle beraber fotolarımızı çektik. Daha sonrada heykellerden uzaklaşarak Gökhan'ın hazırlamış olduğu turumuzun flamasını da Nemruttan inmeden dalgalandırdık.

 

Bisikletlerle beraber yaklaşık 1 km'lik ince ve de taşlı dar bir patikadan eski Kahta yoluna doğru iniş yapıyoruz. Daha sonra yaklaşık 15 km lik bir iniş bizi bekliyor.Yalnız önceden aldığımız duyumlara göre Arsemeia antik kentine eski Kahta yolu üzerinden kısa bir yol varmış. Ama kime sorsak bilmediğini söyledi ve daha sonradan da öğrendiğimiz üzere tabelasını sürekli olarak kaldırıyorlarmış. Yol üzerinde bulunan köylerde yaşayan halk, turistleri köylerinden geçmeleri için tabelayı sürekli yok ediyorlarmış.

 

Neyse biz nihayetinde böyle bir tabela görmedik ve de kimse böyle bir yoldan haberdar olmadığı için mecburen genel olan yolu kullanmak zorunda kaldık. Tabi bu yol bize ekstradan 30 km yaptırdı. Bu arada sorunlu olan bagajım her 2 km de bir sorun çıkarttığından dolayı performansımızda da düşüşler başladı.

 

Geçtiğimiz köylerden birinde bakkaldan kahvaltılık bir şeyler alarak uygun bir yerde mola verip kahvaltımızı yaptık. Yemekten sonrada Eski Kahta yol ayrımına gelerek Gökhan'la durum değerlendirmesi yapmak zorunda kaldık. Çünkü Gökhan ısrarla doğrudan yeni Kahta'ya giderek bisikleti yaptırmamızı söylüyordu. Haklıydı. Ama bende gene buralara kadar gelmişken bu yerleri gezmeden gitmeme taraftarıydım. Benim dediğim olay biraz riskliydi. Eğer bagaj tamamen çökerse ki çökme ihtimali çok yüksekti, yolda kalabilirdik ama buna rağmen Gökhan'ı da ikna edip benim dediğim gibi Eski Kahta yol ayrımına girerek 20 km uzaklıktaki Arsemeia antik kentine doğru pedallamaya başladık.

 

2 saat süren yorucu bir bisiklet yolculuğunun ardından Arsemeia antik kentine ulaştık..Giriş de görevli İshak Ağabey'le tanışıyoruz.Hemen yanı başındaki piknik masalarına oturtarak başladı muhabbete.

Ardından soğuk kavun ve karpuz ikramı ile masamızı donattı. Yaklaşık yarım saat süren muhabbetin ardından soğuk suyunu yudumlayıp, teşekkür edip iznini isteyerek antik kente doğru giriş yaptık. Yaklaşık 2 km'lik bir rampa çıktıktan sonra kente ulaşıyoruz(Gezmemiz 1,5 saatimizi alıyor. Bulunduğu yükseklikten manzarası gerçekten görülmeye değer.Oraya kadar çıkmışken bulunduğumuz yerin tam karşısında yer alan Eski Kale ve Yeni Kale yapılarını da uzaktan fotoğraflıyoruz.

 

 

Şimdiki hedefimiz antik kente 5 km uzaklıktaki Cendere Köprüsü. Öğle sıcağında 1 saat süren bir bisiklet yolculuğu sonunda nihayet Cendere Köprüsüne ulaşıyoruz.(.Yarım saat vakit geçirip tekrar eski Kahta yolu üzerinden yeni Kahta'ya doğru yola koyuluyoruz. Belli bir süreden sonra her ikimizde bitmiş bir haldeyiz, mola verip biraz dinlenmeye başlıyoruz. Tekrar pedallamaya başlıyoruz sonra sıcağa yenik düşüp tekrar mola veriyoruz. Artık bisiklet sürecek halimiz kalmıyor .Tek çare gene otostop çekmek. Yoldan geçen Adıyaman Er piliç Ana bayisinin ford transit aracına biniyoruz ve bizi yeni Kahta merkeze kadar bırakıyor. Teşekkür ederek kendisine hemen bir bankamatik bulup nakit sıkıntımızı gideriyoruz..Sonrada bir bisikletçi arıyoruz benim bagaj sorunumu halletmek için. Peşimize bir bisikletli çocuk takılıyor. Ondan bisikletçi konusunda yardım istiyoruz oda zaten dünden hevesli bizle konuşmaya yardım etmeye. Sağolsun hemen bizi Akbaba bisiklete götürüyor. Durumu anlatıyoruz.

Orada çalışan Ömer adlı arkadaş yeni bir bagaj takıyor ve gerekli ayarlamaları yapıyor. Ardından arka jantımın çıkan tellerini ve de akort ayarını da yaptıktan sonra tüm Akbaba bisiklet çalışanlarına teşekkür ederek yanlarından ayrılıyoruz. Son olarak artık keyifli bir akşam yemeği yemek için aldığımız öneriler doğrultusunda Kahta'nın en iyi lokantası olduğu söylenen Papatya Restaurant'a giderek gerçekten çok güzel ve de çok uygun fiyatlarla yemeğimizi yiyoruz. Birazda keyif yaptıktan sonra havanın kararmasıyla Gökhan'la ortak karar alıp 40 km uzaklıktaki Adıyaman'a gece sürüşü yapmaya karar veriyoruz.

 

 

Rüzgarında hafiften arkamızdan esmesiyle güzel ve keyifli bir sürüşe başlıyoruz. Mola verdiğimiz iki benzinlikte de oradaki çalışanlar çay ve su ikramlarıyla bizi ağırlıyorlar. Kendilerine teşekkür ederek yola devam ediyoruz. 2 saat süren yoldan sonra Adıyaman merkeze ulaşıyoruz. Daha sonra Perre antik kentine doğru yönelip yol üzerinde bulunan benzinliklerden birinde izin isteyerek uygun bir yere çadırımızı kuruyoruz. Yatmadan önce biraz bir şeyler yiyip, içiyoruz. Sonrada doğruca uykuya geçiyoruz.

 

Gün içerisinde bisikletle yapılan yol 111 km.

Gün içerisinde araçla yapılan yol 20 km

 

 

6. GÜN :
Güya sabah erken kalkacaktık ama bir gün öncesinin yorgunluğunu nedeniyle planlamış olduğumuz saat den 3 saat geç bir şekilde başladık güne. Hemen toparlanıp yol üzerinde bulunan bir hastanenin kantininde kahvaltımızı yaparak oradanda Perre antik kentine geçiyoruz.Perre antik kentini de gezdikten sonra artık resmi olarak Ankara dönüş yoluna çıkmış oluyoruz. Bundan sonra görmemiz gereken yol üstünde herhangi bir şey olmadığı için istediğimiz gibi takılıyoruz.

 

Adıyaman çıkışındaki rampayı 2 saat süren büyük bir debelenme sonucunda çıkmayı başardık. Çıkarken neler yapmadık ki : İncir satan çocuk dan incir alıp yedik,serinlemek için kayalara uzanıp dinlendik,çeşmede başımızı yıkadık, korucularla muhabbet edip tütünlerinden içtik…

 

Her çıkışın bir inişi olduğu gibi bu çıktığımız rampanın da yaklaşık 15 km'lik bir inişi vardı. İnişi yaptıktan sonra tekrar rampanın başlaması ve öğle sıcağına da yakalanmamızın etkisiyle artık otostop çekmeye karar verdik ve ilk geçen kamyonet bizi aldı. Murat Abi'nin kullandığı kamyonet bizim yol üzerinde gideceğimiz köylerden birisine gidiyordu. Murat Abi Urfa'da sebze ve meyve toptancılığı yapıyor. Bu gideceği köyden de önceden ektirmiş olduğu sebzeleri alıyormuş. Sağolsun giderken bizi de alarak yaklaşık 40 km kadar yolda sıcakta bisiklet sürmekten ve rampa çıkmaktan kurtardı. Sonra bir piknik yerinde mola veriyoruz .Bizde kendi aramızda ne oluyor dedik ama birde baktık ki hemen şiş kebaplar yapılmaya başlanmış bile.Sanırım hayatımda bu kadar lezzetli şiş kebap yemedim.

Yemekten sonra biraz daha gidiyoruz arabayla ve sonrada vedalaşıyoruz. Kendilerine çok teşekkür ederek tekrar başlıyoruz pedallamaya. Murat abi bizi Koçaliden-Sürgü yakınlarına kadar getirmiş oldu bu sayede.

 

 

Biraz pedalladıkdan sonra yanımızdan geçen römorklu bir traktör bizi alarak yaklaşık bir 20 km kadar götürdü. Onlara da teşekkür ettikten sonra hava kararmadan uygun bir yer bulmak için 20 km civarı pedal çevirdik ve bir benzinliğin bahçesine izin alarak hemen çadırımızı kurduk. Yanımızdaki kuru yiyeceklerle akşam yemeğimizi yiyerek uykuya daldık…

 

Gün içerisinde bisikletle yapılan yol 43 km

Gün içerisinde araçla yapılan yol 60 km

 

 

7.GÜN :
Sabah 6 gibi kalkıp hemen toparlanıyor ve yollara düşüyoruz. Yaklaşık 25 km uzaklıktaki Akçadağ'a sabah 9'a doğru giriş yapıyoruz.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra tekrar başlıyoruz pedallamaya. Güneşin ve de rampaların kendini göstermeye başlamasıyla gene tek çözümümüz olan otostop olayına başvuruyoruz. Telekom'un aracı bizi ve bisikletlerimizi alarak Akçadağ'dan Kürecik'e kadar yaklaşık 35 km götürüyor. Kürecikde teşekkür edip ayrılıyoruz. Ama sonradan fark ediyorum ki tekerleğimde küçük bir patlak var ve biz sonra yaparız diyerek pedallamaya devam ediyoruz. Kürecik'den 3 km kadar yol almışken gene başlayan rampa bizi tekrar otostopa sevk ediyor.3 saat süren bekleyişimizin ardından gene bir itfaiye aracına binerek Balaban yakınlarına kadar geliyoruz.

İtfaiye şoförü bizi indirdiği yerde bir de çay ikram ediyor. Bizde çaylarını içip teşekkür edip yola tekrardan koyuluyoruz. Balabana kadar varıyoruz ve kasabanın çıkışında uygun bir gölgelik bulup bir şeyler atıştırıp dinleniyoruz. Sonrada 5 km pedallayıp tekrar mola veriyoruz .Bu arada yanımızdan geçen bir araç bizi de alarak Darende ye kadar götürüyor. Sonra çıkışına kadar biz pedallıyoruz. Uygun bir yerde başlıyoruz gene otostop çekmeye. Çabalarım sonucunda bir tır durdurarak Kayseri ye doğru yol alıyoruz. Tır şoförümüz Hasan Abi 50 yaşlarında, sevimli, sıcakkanlı ama bir o kadar da yaşına göre oldukça hareketli ve yaşamayı seven birisi.

4 saat süren tır yolculuğumuz sonrasında Hasan abi bizi Kayseri merkeze bırakıyor. Kendisine teşekkür ederek tırın kasasından bisikletlerimizi indirerek doğruca mantı yemek için Kaşıkla Retoran'a gidiyoruz. İlk başta biraz çekiniyoruz ama bizi anlayışla karşılıyorlar ve güzelce mantılarımızı yiyip şehir turuna çıkıyoruz.

 

Şehir turunu tamamladıktan sonra gece sürüşü için karar kılıp 30 km lik bir gece sürüşü yapıp uygun bir benzin istasyonunda çadırlarımızı kurarak hemen uyuyoruz.

 

 

Gün içerisinde bisikletle yapılan yol 75 km

Gün içerisinde araçla yapılan yol 350 km

 

 

8.GÜN :
Sabah 6 gibi kalkıp toparlanıp pedallamaya başlıyoruz. Rüzgara karşı gidilen 2 saatte 15 km'lik yolun sonunda sinirlerimiz bozuluyor. Uygun bir yerde oturup kahvaltımızı yapıyoruz. Kahvaltı sonrasında karar verip otostop çekmeye başlıyoruz ve 3 saat sonra ancak bir 4* 4 durdurabiliyoruz. Bu araç sayesinde Kırşehir'e kadar gidiyoruz. Biraz Kırşehir de bisikletlerle turladıktan sonra şehir dışına çıkarak otostopa tekrar başlıyoruz. Bir traktöre binerek 10 km kadar gidiyoruz. Daha sonra traktörden indiğimiz yerdense bir transportera binerek 25 km daha ilerliyoruz Ankara ya doğru. Sonra bir pazar kamyonuna binerek 40 km kadar giderek Keskin'e varıyoruz. Hava kararmak üzereyken Keskinden bindiğimiz bir pikap sayesinde akşam 21 civarı Ankara ya varıyoruz…

 

 

Gün içerisinde bisikletle yapılan yol 62 km

Gün içerisinde araçla yapılan yol 300 km

 

Özgür Kaynak - [email protected]

 

 

 




Tasarım: Studio Martin